Ana Sayfa Gayemiz Kur’an’ı Kerim Dinle Kur’an’ı Kerim Arapça Kur’an’ı Kerim Türkçe Soru Gönder
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her ümmetin bir ruhbanlığı vardır, benim ümmetimin ruhbanlığı da, (Allah-u Teâlâ'nın yolunda) cihaddır!" Ahmed bin Hanbel Müsned
Ana Menü
Ayetler
Hadisler
Dualar
Sahabe Hayatı
Kur’an’dan Kıssalar
İlmihal
İman İle İlgili Konular
Abdest İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Zekat İle İlgili Konular
Oruç İle İlgili Konular
Hac İle İlgili Konular
Cihad İle İlgili Konular
Alış Veriş İle İlgili Konular
Nikah İle İlgili Konular
Boşanma İle İlgili Konular
Kıyafetler İle İlgili Konular
Yiyecek ve İçecekler İle İlgili Konular
Cinayetler İle İlgili Konular
Kitaplar
Esmau’l-Hüsna
Ahkamu’l-Cenaiz
Nimetlerin Şükrü
Cennetin Köşkleri
Mü’minin Silahı Dua
Kıyametin Alametleri
Tüm Detaylarıyla İmanın Şartları
Cennete Girmek İçin Otuz Sebep
Müslümanın Bilmesi Gereken Konular
Faydalı Bilgiler
Hadis Fihristi
Önemli Bilgiler
Ahiret İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Cenaze İle İlgili Konular
Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar
Tevhid İle Alakalı Konular
Haramlar İle İlgili Konular
Albani Hakkındaki İftiralar
Bayramlar İle İlgili Konular
Geçmiş Ümmetlerin Kıssaları
Sakınılması Gereken Haramlar!
Sihir ve Cinler İle İlgili Konular
Kur’an’ı Kerim İle İlgili Konular
Rasulullah (SAV) İle İlgili Konular
Hadis Kitaplarının Zayıf Hadisleri
Âile Bağlarının Kopması
Arkadaşına Gönder Sayfayı Yazdır

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Aile Bağlarının Kopması

Ey Allah’ın kulları! Sizlere ve kendi nefsime her şeyi bilen ve her şeyin sahibi olan Allah’tan hakkıyla korkmayı tavsiye ederim. Çünkü O’ndan hakkıyla korkmak kopmayan bir bağdır, kalpleri ve anlayışları aydınlatan bir meşaledir:

“Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının.”

Nisa 1

Ey müslümanlar! Toplumun mutluluğunun gerçekleşmesinde ve istikrarının garantisinde geçerli en büyük kaide, ümmetin uygarlığını ve soyluluğunu bina etmedeki en yüce temel; Rabbi’ne imanından ve akidesinden sonra toplumsal bağlarında gizlidir. Ortak sevgi, içtenlik ve sürekli diyalog gibi duyguları kin, nefret ve düşmanlıklardan uzak bir şekilde düzenleyen değerler manzumesinde gizlidir.

Muhterem müslümanlar! İslami toplumların birçoğundaki sosyal durumu inceleyen onun, sosyal değişimler denizinde, materyalist hayatın ve çıkar çatışmalarının girdabında bir takım davranış biçimlerinin ve tehlikeli türlerin ortaya çıktığını görür ki; bunların ümmetin sosyal düzenini bozmasından, globalleşme ahtapotunun bu davranışların ateşini yükseltmesinden ve bu olumsuzlukların fitilini tutuşturmasından korkulur. Bu durum da; ümmetin inanç esaslarına, uygarlık değerlerine ve sosyal ahlakına sarılmasının önemini vurgulamaktadır.

Değişen olayların ümmet içinde ortaya çıkardığı sorunların belki de en tehlikelisi sosyal konularla ilgili olanlardır. Bu alanda yeni yeni kendini gösteren olumsuz görüntüler neredeyse aileyi kökünden yıkmakta ve sosyal dayanışmayı tehdit etmektedir. Çocukların anne-babaya karşı saygısızlığı ve babaların da ihmalkârlığı artmıştır. Ailenin görev alanı daralmış ve kötülükler çoğalmıştır.

Boşanma oranı ve sosyal sorunların sayısı yükselmiş; suç nedenleri, intihar olayları, aile içi şiddet ve eşler arası sorunlar artmıştır. Bağların birçoğu incelmiş ve akrabalar arası ilişkiler zayıflamıştır. İlgisizlik ve duyarsızlık diyaloğun ve samimiyetin yerini almıştır. Kardeşlik ve sevgi bağları zayıflamış, toplumsal değerlerin yerine bencillik yayılmıştır. İşte bu durum sosyal bir krizin fitilini tutuştuğunu haber vermektedir ki onu söndürmek için çabuk davranmak ve sosyal sorunlarımıza gereken özeni göstererek mutlaka bu krizin üstesinden gelmek gerekmektedir.

Ey akide kardeşleri! Burada, ailevi sorunların en tehlikelilerinden biri üzerinde birazcık duracağız. Fert ve aile üzerinde, toplum ve ümmet üzerinde olumsuz etkileri bulunan sosyal sorunların ortaya çıkardığı bir olguyu teşhis edeceğiz. Bu olgu, bugün birçok toplumun yaşadığı sosyal kopukluk ve ailevi parçalanma olgusudur. Bu olgu; toplumların varlığını tehdit eden, temellerini sarsan, uygarlık binasında ve sosyal düzeninde çatlaklar oluşturan toplumun alt yapısını tehdit eden, kökünü kazıyan ve yok oluşunu bildiren yakın bir tehlikeyi haber vermektedir.

İman kardeşleri! Ailevi bağlar ve sosyal dayanışma yüce şeriatımızın önemli özelliklerinden biridir. İslam toplumlarından birçoğu üzerinde çağdaşlaşma ve modernleşme kasırgaları estiği gün kanatları altında taşıdığı ailevi barış ve sosyal mutabakat gibi özelliklerin yokluğunu hissettiği bir geçiş dönemi yaşamıştır ki bu durum; topluma yabancı bir tarzda yaşayan bir nesil ortaya çıkarmıştır. Ve bu nesil bazı İslam toplumlarına da bulaşan ve ahlaki ve sosyal değerlerini kasırga gibi kökünden söken çağdaş uygarlığın hastalıklarından oluşan bir bataklıkta dibe doğru batmaktadır.

İslam ümmeti! Batılı toplumların yaşantısını dikkatle inceleyen, bugün bu toplumların çektiği en büyük sorunun ailevi parçalanma ve ferdiyetçilik olduğunu daha iyi anlar. Ferdiyetçilik kalplerini daralttıktan sonra evlerini de onlara dar etmiştir. Mahalle sakinlerinin, kimsenin haberi olmadan ölen ve çürümeye başladıktan sonra kokusu ortalığa yayılan bir ihtiyarın ölüsünü kaldırması için güvenlik güçlerini çağırmasında şaşılacak bir şey yoktur.

Ey Allah’ın kulları! Maddiyatçılık ahlaki değerlerin üzerine çıkarsa işte durum böyle olur. Bundan daha kötüsü ve daha acısı, bu hastalığın bazı İslam toplumlarına da bulaşmasıdır. Oysa Batılılar, aile yapısının nasıl tamamen yok olmak üzere olduğunu kendi gözleriyle görmektedirler. Bazı toplumlarda ne çok ailevi parçalanma ve anne-babaya karşı saygısızlık örneği işitiriz.

Bir baba ihtiyarlamış, kemikleri zayıflamış ve çocuklarına muhtaç hale gelmiştir. Huzurevine bırakılmaktan başka bir karşılık bulamaz. Lisan-ı haliyle sanki daha önce aynı konuda yaralı olanın söylediği şu sözleri söylemektedir:

“Bebekken doyurdum seni, çocukken baktım”

“Senin için devşirdiğimden yedin ve içtin.”

“Gece seni hastalıklarla karşılayınca”

“Hastalığınla uyuyamayıp kıvrandım durdum.”

“Sen ise senden bir şeyler beklediğim o yaşa ulaşınca”

“Sanki sen lütuf ve ihsanda bulunmuş gibi”

“Katılık ve kabalıkla karşılık verdin.”

“Babalık hakkımı görmesen bile keşke”

“Komşunun komşuya yaptığını yapsaydın.”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

“Sen de, malın da babanınsınız.”

Bir başkası yaşça ilerlemiştir, hastaneye girer. Hasta yatağında mahrumiyyet acısı çekmektedir. Şöyle der: “Bir aydan beri buradayım; vallahi, çocuklarımdan ve akrabalarımdan hiç kimse ziyaretime gelmedi!” Hatta olay bundan daha çirkin bir boyuta gelmiştir.

Bir başka ahmak kişi, annesi yaşlanınca ondan bıkar ve hizmetçisine emrederek onu kapının önüne koydurur. Zavallı kadın ertesi gün komşular görüp sahip çıkana kadar kapının eşiğinde geceler. Bir başkası ise bir tartışma nedeniyle babasını vurur ve öldürür.

Allah için; bu saygısızlar kendilerine en yakın ve en değerli insanlara karşı ne büyük bir suç işlemektedirler!? Bu yaptıkları nedeniyle onlara yazıklar olsun! Kalpleri sanki taştan ve sert kayadan koparılmıştır! Allah yardımcımız olsun!

Hayret verici gelişmelerin yaşandığı bu zamanda anne-babaya saygısızlık ve akrabalık ilişkilerini koparma örnekleri çokça görülmektedir. Böylelerinde acıma duygusu ve din nerede? Daha da ötesi kişilik ve insanlık nerede? Anne-baba karşısında böyle davranırlarsa akrabalara karşı nasıl olurlar dersiniz? “Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız? İşte bunlar, Allah’ın kendilerini lanetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.”

Muhammed 22, 23

Bazı insanlar için durum öyle bir hale gelmiştir ki; kalbi akrabalarına karşı kin ve nefretle doludur. İlişkilerini keser, daha da ötesi onlara düşmanlık eder. Bir avuç dünya malı, bir dil sürçmesi ya da çocukların kavgası gibi basit bir nedenle onların ölmesini diler. Aylar-yıllar gelip geçer, kalbi içten içe yanan volkan gibi düşmanlıkla kaynamaktadır.

Ancak öfke ile köpürdüğünde, eziyet ettiğinde ve bozup dağıttığında, kusurlarını ve kötü gördüğü yönlerini ortaya döküp yaydığında rahat eder. Bu; fitne çıkarmaktan başka bir şeyden zevk almayan ve kargaşa çıkarmadan rahat edemeyen insanların adiliğinin, aşağılığının ve kişiliksizliğinin işaretlerindendir.

Şeyhulislam İbni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle der:

“Mü’min ısrarcı, azarlayıcı ve kavgacı olmaz.” Toplumdaki özellikle de aile fertleri ve akrabalar arasındaki akrabalık bağlarını koparma salgını, şahsi hedeflerin ve kişisel çıkarların azması öldürücü birer hastalıktır. Ümmetin bünyesine yerleşince onu bitkin düşürür. Bu hastalıklar her türlü belanın kaynağı ve her türlü düşmanlığın sebebidir.

Daha da ötesi, şeytanın kalplere karşı çektiği keskin kılıçtır. Şeytani bir çalkantı ve heyecan içinde kalpleri ayırır ve ilişkileri koparır. Dizginleri serbest bırakılırsa ümmetin bugününü ve yarınını mahveder. Kalplerin sevgisi dağılınca diyalog çerçeveleri kırılır ve kötülük nefislere işler. İnsanlar azgın kurtlara ve vahşi hayvanlara dönerler: “Allah’ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) terk edenler ve yeryüzünde fesat çıkaranlar; işte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt (cehennem) onlarındır.”

Ra’d 25

İslam ümmeti! Birçoklarının kalplerinde dindarlık duygusunun zayıfladığı, şeriatı bilmemenin arttığı ve maddeciliğin azdığı gün diyalog bağları zayıflamış ve ilişkileri koparma görüntüleri çoğalmıştır. Değilse, akrabalık bağlarını gözetmek iman ehlinin özelliklerindendir. “Onlar, Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.”

Ra’d 21

Akrabalık bağlarını gözetmek Allah’a ve Ahiret gününe imanın meyvelerindendir. Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) kanalıyla, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa akrabası ile bağ kursun.” Akrabalık bağlarını gözetmek, aynı zamanda rızıkta ve ömürde bereketin nedenidir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

“Kim rızkının genişletilmesini ve ecelinin geciktirilmesini isterse akrabası ile bağ kursun.” Bu hadisi, Buhari ve Müslim, Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) kanalıyla rivayet eder. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Yüce Allah yaratacağı mahlûkların ne hal üzere bulunacaklarını takdir edip onlara ait kazayı tamamladığı zaman akrabalık ayağa kalkıp “Ya Rabb! Burası akrabalık ilişkilerini kesmekten sana sığınanların makamıdır” der. Allah da, “Evet öyledir. Sen; seninle bağlarını koruyanlarla benim de bağımı korumama, seninle bağlarını koparanlarla benim de bağımı koparmama razı olmaz mısın?” buyurur. Akrabalık da “Olurum ya Rabb!” der ve Allah “Bu hüküm sana aittir” buyurur.”

Cübeyr bin Mut’im (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Akrabalık bağlarını koparan cennete giremez.”

Buhari ve Müslim

Akrabalık bağlarını koparan her bir kimsenin, bu tehditler kulağında çınlarken, vakit geç olmadan akrabaları ile yeniden bağ kurması gerekir. Çağdaş iletişim araçlarının sağladığı hizmetlerden sonra kimsenin bu konuda özürlü kabul edileceğini sanmıyorum. Kendisi ile ilişkiyi kesseler bile akrabaları ile ilişkisini kesmeyen, kendisine karşı soğuk davransalar bile onları sürekli ziyaret eden ve onlara hediye götüren kişiye Allah rahmet etsin. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

“Akrabalık bağlarını gözeten aynısı ile karşılık veren değildir. Bilakis akrabalık bağlarını gözeten, akrabaları onunla bağlarını koparınca onlarla bağ kurandır.”

Buhari

Özrü kabul ederek ve affederek, ufak-tefek hataları görmezden gelerek akrabalık ilişkilerinin kurulmasına yardımcı olana bu yaptığı kutlu olsun! O, iyilik yaparsa başa kalkmaz. Sövme nedir bilmez ve çokça azarlamaz. Çünkü sevgi ve azarlama birlikte devam etmez. Tartışmaktan ve çekişmekten uzak durur. Güzel ve etkili söz söyler. Akrabalarının üzüntü ve acılarına ortak olur, sevinçlerini paylaşır. Her hayrın anahtarıdır ve her türlü kötülüğü engeller. Öğüt verir, rezil etmez. Kusurunu örter, ayıplamaz. İşte bunda zikredenler için bir uyarı ve ibret alanlar için bir ibret vardır. Allah’tan, halimizi ıslah etmesini ve gelecekte bizleri mutlu etmesini dileriz. Şüphesiz O, çokça veren ve bağışlayandır.

Ey Allah’ın kulları!.. “Allah’tan hakkıyla korkun! Allah’a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.”

Bakara 281

Bilin ki sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabı, yolların en hayırlısı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yoludur. Amellerin en kötüsü sonradan uydurulan bid’atlardır ve her bid’at sapıklıktır.

Ey kardeşler!.. İlişkileri koparma ve toplumsal ayrışma olgusu ile ilgili hastalığı teşhis ettikten sonra sıra ilacını tanımlamaya ve bu tehlikeli toplumsal soruna karşı koruyucu önlemleri almaya gelmektedir. Belki de çözüm aşamalarının ilki; Allah’tan korkarak ve O’nun gözetimini hissederek bu konudaki emir ve yasaklarına saygı duyarak nefisleri ıslah etmektir. Nefisleri; dayanışma ve iyilik yapma üzere eğitmektir. Söylentiler karşısında dili korumak ve gerçeği araştırmaktır. Öfkeden sakınmak ve öfkeyi tutmaktır. Sabırla ve tahammülle, bağışlama ve güzellikle ıslaha çalışmaktır. Ümmetin gücünün, mensuplarının birbirine bağlılığında ve kaynaşmasında gizli olduğuna inanmaktır.

Sevgili dostlar!.. Ümmet hayır ve bereket ayının kapısında iken bu konuyu hatırlatmak umarız ki nefislerin ve toplumun ıslahı için adım atılmasına yol açacak en büyük etkenlerden biri olur. İslam ümmeti bu değerli ayı bu şekilde karşılamalıdır. Bununla birlikte uzmanların bu ve benzeri olguları ciddi şekilde incelemelerine, sağlıklı ve uygulanabilir çözümler ortaya koymalarına da aşırı ihtiyaç vardır.

Ey müslümanlar! Ey mübarek Ramazan ayına ulaşma aşkıyla coşanlar! Onu karşılamak için ne hazırladınız? Cennetleri kazanmak istemiyor muydunuz? Kazanç günleri yaklaştı; azığınız ve hazırlığınız nerede? Mevsimlerin en değerlisi için hazırlığınız nerede? Kurnaz ve samimi kimse yarış ve rekabet için hazırlanır, bu mübarek ay başlar başlamaz sağa-sola bakmadan harekete geçer. Zirveye ulaşmak için azmi yüksektir. Gayesi, gözlerinin önündedir. Şevki onu, vaat edileni kazanıncaya kadar yarış alanında ciddiyetle yarışa devam etmeye sevkeder. İnsanlar hoşlarına giden yiyecek ve içecekleri satın almak için dünya çarşılarına inerken o, kazançlı bir alışveriş için cennet çarşılarına iner.

İslam ümmetine bu ayları kutlu olsun. Genel bir tevbe ile çeşitli alanlardaki hatalarından samimi ve kapsamlı bir dönüş ile onu güzel bir şekilde karşılamak için hazırlansın. Problemlerini çözeceği, söylem birliği sağlayacağı ve Allah’ın izniyle düşmanlarına karşı zafer kazanacağı daha iyi bir geleceğin muhasebesini yapmak üzere bir sayfa açsın.

Sonra seçilmiş nebiye Allah (Azze ve Celle)’nin emrettiği gibi salât ve selamda bulunun.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Muhakkak ki Allah ve melekleri nebiye salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin.”

Ahzâb 56

Şeyh Abdurrahman es-Sudeys

 

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Kategori:   Önemli Bilgiler

Bu Sayfa 5810 Kez Okundu
 Sayfa Başı 
Sahih Hadisler - Kur’an ve Sahih Sünnet
www.hadisler.com | www.sahihhadisler.com | www.sahihhadisler.net