Ana Sayfa Gayemiz Kur’an’ı Kerim Dinle Kur’an’ı Kerim Arapça Kur’an’ı Kerim Türkçe Soru Gönder
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beytü'l-Makdis'in imar edilmesi Medine'nin harap olmasına, Medine'nin harap olması, Rumlarla Müslümanlar arasında harp çıkmasına, bu harbin çıkması İstanbul'un fethine, İstanbul'un fethi Deccal'in çıkmasına işarettir..." Ebu Davud 4294
Ana Menü
Ayetler
Hadisler
Dualar
Sahabe Hayatı
Kur’an’dan Kıssalar
İlmihal
İman İle İlgili Konular
Abdest İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Zekat İle İlgili Konular
Oruç İle İlgili Konular
Hac İle İlgili Konular
Cihad İle İlgili Konular
Alış Veriş İle İlgili Konular
Nikah İle İlgili Konular
Boşanma İle İlgili Konular
Kıyafetler İle İlgili Konular
Yiyecek ve İçecekler İle İlgili Konular
Cinayetler İle İlgili Konular
Kitaplar
Esmau’l-Hüsna
Ahkamu’l-Cenaiz
Nimetlerin Şükrü
Cennetin Köşkleri
Mü’minin Silahı Dua
Kıyametin Alametleri
Tüm Detaylarıyla İmanın Şartları
Cennete Girmek İçin Otuz Sebep
Müslümanın Bilmesi Gereken Konular
Faydalı Bilgiler
Hadis Fihristi
Önemli Bilgiler
Ahiret İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Cenaze İle İlgili Konular
Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar
Tevhid İle Alakalı Konular
Haramlar İle İlgili Konular
Albani Hakkındaki İftiralar
Bayramlar İle İlgili Konular
Geçmiş Ümmetlerin Kıssaları
Sakınılması Gereken Haramlar!
Sihir ve Cinler İle İlgili Konular
Kur’an’ı Kerim İle İlgili Konular
Rasulullah (SAV) İle İlgili Konular
Hadis Kitaplarının Zayıf Hadisleri
Resim ve Video Kaydı Haram mıdır?
Arkadaşına Gönder Sayfayı Yazdır

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Evde Resimli Eşya Bulundurmanın, Video Kaydı
Yapmanın ve Resmin Hükmü!!!

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat etmezden önce ümmetine, akide ve ahkamdan, tuvalete girme adabına kadar ihtiyaçları olan her şeyi öğretmiş ve açıklanması gereken her şeyi de açıklamıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in, ümmetine beyan ettiği meselelerden birisi de resim yapmak, yaptırmak veya bulundurmakla ilgilidir.

Müslümanlar bu konuda, özellikle yaşadığınız bu son yüzyılda kafirlerin etkisinde kalarak büyük bir musibete düşmüşlerdir!!! Kafirlerden o derece etkilenmişlerdir ki, artık İslam’ın bu meselelerdeki hükmünü dahi sormaz olmuşlardır!!! Hatta bazıları bu konuların din ile uzaktan yakından hiç bir ilgisinin olmadığını düşünmekte ve din ile resim, tiyatro, sanat, müzik ve benzeri şeylerin ne ilgisi vardır?! diye sormaktadırlar.

Tabiî bunun nedeni, dini bilmemek ve Batı karşısında aşağılık kompleksine kapılmaktır! Müslümanların birçok meselede geri kalmasının nedeni; İslam’ın hayat sahasından çıkarılmasıyla inanç ve düşüncelerin bozulmuş olmasıdır. Resim ve video kaydının hükmünü açıkladığımız bu risaleyi, Allah’a ve ahiret gününe iman eden kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz. Yardım Allah’tandır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyurur:

هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الأَرْحَامِ

“Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur…”

Âl-i İmran 6

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ

“Andolsun ki sizi yarattık. Sonra size şekil verdik…”

Araf 11

هُوَ اللهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ

“O, yaratan, var eden, şekil veren Allah’tır...”

Haşr 24

Yani bütün mahlukatı yaratıp onları dilediği gibi tasvir eden (şekillendiren), hakiki musavvir (şekil verici) Allah-u Teala’dır.

1) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Bir gün üstünde bir takım resimler bulunan küçük bir yastık, bir şilte satın almıştım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu görünce kapının önünde durdu ve içeriye girmedi. Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzündeki hoşnutsuzluğu anladım ve:

−Ya Rasulallah! Allah’a ve Rasulüne tevbe ederim. Ben ne günahı işledim ki? dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şu yastığın hali nedir?”

Ben:

−Onu sen üzerine oturasın ve yaslanasın diye, senin için satın aldım dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bu resimlerin sahipleri kıyamet gününde muhakkak ki azab edilirler. İçinde resim bulunan eve melekler girmezler!”

Buhari 1946, 1947, 3038, 3039, 5959, 5962, 5963, Müslim 2107/96

2) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferden geldi. Ben de kapının üzerine, kendisinde kanatlı at şekilleri bulunan bir örtü asmıştım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana bunu çıkarmamı emretti ben de onu çıkardım.”

Müslim 2107/90, 94, Nesei 5317

3) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferden geldi. Ben de üzerinde resimler bulunan bir perdeyi rafın üzerine örtmüştüm. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu görünce yerinden çıkarıp yırttı ve şöyle buyurdu:

−“Kıyamet gününde insanların en şiddetli azablıları, Allah’ın yaratmasına benzetmeye çalışan kimselerdir!”

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Bende o perdeyi bir veya iki yastık yaptım.”

Müslim 2109/98, Buhari 5957, 5958, Nesei 5320, 5321, 5322, 5328

4) Ebu Talha el-Ensari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Melekler içinde köpek ve resim bulunan eve girmezler!”

Ravi, Zeyd bin Halid (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

“Bunun üzerine Aişe (Radiyallahu Anha)’ya geldim ve:

−Ebu Talha (Radiyallahu Anh) bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu haber veriyor:

“Melekler içinde köpek ve resimler bulunan eve girmezler!”

Sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bunu zikrettiğini işittin mi? diye sordum.

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

−Hayır, ben bunu işitmedim, lakin size Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığını gördüğüm şeyi size haber vereceğim:

−Ben kenarı saçaklı bir yatak örtüsü almış ve bunu kapı üzerine asmıştım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferden geldiğinde bu perdeyi kapıda gördü. Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzündeki hoşnutsuzluğu hissetmiştim.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) perdeyi çektip yırttı ve şöyle buyurdu:

−“Allah, bize taşlara ve çamurla kumaş giyindirmemizi emretmedi!”

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Bu örtüyü parçaladım da ondan iki yastık yaptım, bu iki yastığın içine hurma yaprakları doldurdum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim bu işimi bana karşı ayıplamadı.”

Müslim 2107/87, Ebu Davud 4153

5) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına inmeyi vaat etmişti ama inmedi! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun sebebini sordu ve Cebrail (Aleyhisselam):

−‘Biz melekler içinde suret ve köpek bulunan eve girmeyiz!’ dedi.”

Buhari 3040, 5960

6) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle demiştir:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’nin fetih edildiği gün Beyte yani Kâbe’ye girdi ve Kâbe’nin içinde İbrahim (Aleyhisselam) ile Meryem (Aleyhisselam)’ın resimlerini buldu da şöyle buyurdu:

−“Dikkat edin! Bu Kureyş’e ne oluyor? Muhakkak ki onlar, içinde suret bulunan bir eve meleklerin girmeyeceğini işitmişlerdir. Şu İbrahim elinde fal oklarıyla suretlendirilmiş! İbrahim’in bunlarla kısmet araması nasıl olur!”

Buhari 3145

7) Said bin Ebi’l-Hasen (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Ben, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın yanında idim. Ona bir kimse geldi ve:

−Ey ibni Abbas! Ben öyle bir insanım ki benim maişetim ancak elimin sanatından ibarettir. Ben şu resimleri yaparım, dedi.

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Ben sana başka bir şey değil, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğim bir hadisi söyleyeceğim:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim bir suret yaparsa şüphesiz ki Allah o kimseye yaptığı surete can üfleyinceye kadar azab edecektir! Hâlbuki sureti yapan o kişi, yaptığı surete ebediyen ruh üfleyip can veremeyecektir!”

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın bu cevabı üzerine o ressam kişi, şiddetli bir hışıltı ile har har soludu, benzi sarardı.

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) ona acıyarak şöyle dedi:

−Vah sana yazıklar olsun! Muhakkak ki resim yapmak istiyorsan, şu ağaç ve kendisinde ruh olmayan her şeyin resmini yapmanı sana tavsiye ederim.

Buhari 2060, 2061, 5964, Müslim 2110/99, 100, Nesei 5323, 5324, 5325, Tirmizi 1804

8) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Şüphesiz ki kıyamet gününde Allah katında insanların en şiddetli azaplıları, suret yapanlardır!”

Buhari 5955, Nesei 5329

9) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki bu suretleri yapmakta olanlar, kıyamet gününde azap olunurlar ve onlara:

−Haydi, yaptığınız suretlere can veriniz! denilir.”

Buhari 5955, Müslim 2108/97, Nesei 5326

10) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle etmiştir:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinde, içinde haç resimleri nakşedilmiş bulunan hiçbir şeyi bırakmaz, muhakkak onu nakzedip bozardı!”

Buhari 5956

11) Ebu Zur’a (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Ben, bir kere Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) ile beraber Medine’de bir eve girdim. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) bu evin üst katında bir ressamın resim ve suretler yapmakta olduğunu gördü de şöyle dedi:

−Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim şöyle buyurdu:

−“(Yüce Allah şöyle buyurdu); Benim yarattığım gibi yaratmaya çalışan kişiden daha zalim kim vardır? Haydi, bir habbe yaratsınlar, haydi bir zerre yaratsınlar!”

Buhari 5956, Müslim 2111/101

12) Avn bin Ebi Cuhayfe (Rahmetullahi Aleyh) babasında rivayet ettiğine göre babası hacamatcı (kan alıcı) bir köle satın almıştı. Babası bunun üzerine şöyle dedi:

“Süphesiz ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hacamat ücretinden, köpeğin bedelinden, zina kazancından nehyetti. Faiz yiyene, faiz yedirene, döğme yapan kadını, döğme yaptıran kadını ve resim yapanı lanetlemiştir!”

Buhari 5963

13) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Cebrail (Aleyhisselam) geleceği bir saat hakkında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile vâdleşti. Nihayet vâdleşilen bu saat geldi fakat Cebrail (Aleyhisselam) o satte gelmedi! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elinde bir deynek olduğu halde beklemekte idi. Deyneği elinden attı ve şöyle buyurdu:

“Allah vâdinden dönmez! Rasulleride dönmezler!”

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arkasını döndü ve sedirinin altında bir köpek yavrusu gördü.

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ya Aişe! Bu köpek buraya ne zaman girdi?”

Aişe (Radiyallahu Anha):

−Allah’a yemin ederim ki bilmiyorum, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) köpeğin çıkarılmasını emretti, o da çıkardı. Akabinde Cebrail (Aleyhisselam) geldi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Bana geleceğin saati vâat ettin bende senin için oturup bekledim, fakat sen gelmedin!”

Cebrail (Aleyhisselam) şöyle dedi:

−Benim gelmemi evinde bulunan köpek men etmiştir! Biz melekler, içinde köpek ve suret bulunan eve girmeyiz!

Müslim 2104/81, İbni Mace 3651

14) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Cebrail aleyhisselam bana geldi ve şöyle dedi:

−Dün sana gelmiştim, ancak kapının üzerinde hayvan sureti olan ince yünlü ve renkli bir perde vardı. Evde de köpek vardı. Evdeki suretlerin başlarının koparılmasını emret! O zaman ağaç şeklinde olur. Resimli perdelerin kesilerek yere serilip çiğnenen iki yastık yapılmasını emret!”

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bunu yaptı. Bu köpek Hasan ve Hüseyin (Radiyallahu Anhuma)’nın idi. Elbise gardolaplarının arkasında idi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretti de köpek çıkarıldı.”

Nesei 5330, Ebu Davud 4158, Tirmizi 2857

15) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evde resim bulundurmayı ve resim yapmayı yasakladı!”

Tirmizi 1802

16) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İçerisinde heykeller yahut resimler bulunan her hangi bir eve melekler girmezler!”

Müslim 2112/102

17) Hüseyin bin Ali (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) duvarların perdelerle örtülmesini yasakladı!”

Beyhaki 7/272, Albânî Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 2384

18) Muhammed bin Ka’b (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Abdullah bin Yezid (Radiyallahu Anh) bir yemeğe davet olunmuştu. Davete gelince evi çeşitli kıymetli taşlarla süslenmiş olarak gördü. Evin dışında oturup ağladı.

Muhammed bin Ka’b (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

−Seni ağlatan nedir?

Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ordu gönderdiği zaman onu yolcu eder ve Ukbetu’s-Seniyye mevkiine ulaştığında şöyle dua ederdi:

“Estevdiğullahe Dînekum ve Emânetekum ve Havâtîme Ağmalikum.”

Abdullah (Radiyallahu Anh) dedi ki:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bir parça kumaşla bürdesini yamamış bir adam gördü. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güneşin doğduğu tarafa döndü ve şöyle buyurdu:

−“İşte böyle üç kere dünya sizin üzerinize doğuyor.” (Yani size doğru geliyor.)

Abdullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Nihayet biz dünyanın üzerimize düşeceğini zannettik.

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bu gün sizler hayırdasınız. Siz, yemek tabağının biri gittiği diğerinin geldiği, birinizin, bir elbiseyi giyip diğerine çıkarttığı ve Kâbe duvarlarının örtüldüğü gibi evlerinizin duvarlarını örttüğünüz zaman hayırda değilsiniz!”

Duanın Manası: “Dininizi, eminliğinizi ve işlerinizin neticesini Allah’a ısmarlıyorum.”

Beyhaki 14587, Albânî Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 2384

19) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın oğlu Salim şöyle dedi:

“Babam, Abdullah ibni Ömer’in zamanında kendi düğünümün yemeğini tertip ettim. Babam, insanları davet etti. Daveti duyurduğumuz insanlar içerisinde Ebu Eyyub (Radiyallahu Anh)’da bulunuyordu. Evim yeşil Nicâd ile örtülenmiş idi. Ebu Eyyub (Radiyallahu Anh) gelip eve girdi ve beni ayakta gördü. Eve çıktı ve evi yeşil Nicâd ile örtülenmiş olarak gördü.

Bunun üzerine:

−Ey Abdullah! Duvarları da mı örtüyorsunuz?! dedi.

Babam utanarak:

−Kadınlar bize galip geldi ey Ebu Eyyub! dedi.

Ebu Eyyub (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Kadınların galip geleceğinden aleyhine korktuğum kimse kendim idim. Sana galip geleceklerinden senin aleyhine korkan değildim! Sizin yemeğinizi yemem! Sizin evinize de girmem!

Salim (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Allah, Ebu Eyyub (Radiyallahu Anh)’a rahmet etsin, (evimize girmedi, yemekte yemedi) ve çıkıp gitti.”

Nicâd: En-Necd kelimesinin çoğuludur. Manası ise: “Halı, yastık ve minder gibi şeylerdir.”

Tabarani, Beyhaki 14590, Begavi 9/148, Albânî Adâbu’z-Zifaf 201

20) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü cehennemden bir boyun çıkacaktır ki, onun gören iki gözü, işiten iki kulağı ve konuşan bir dili olacaktır.

Diyecektir ki:

−Ben üç kişiye tayin edildim:

1) Her inatçı zorbaya,

2) Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet eden her insana ve

3) Musavvirlere (yani) canlı resmi ve heykeli yapanlara!”

Tirmizi 2700

21) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalanınca hanımlarından birisi Habeşistan’daki Mariye adlı bir kiliseden bahsetti. Ümmü Seleme ve Ümmü Habibe Habeşistan’a gitmişlerdi. Onlar bu kilisenin güzelliğinden ve kilisedeki resimlerden söz ettiler.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını kaldırarak şöyle buyurdu:

−“Onlar aralarından salih bir kimse varsa, onun kabri üzerine bir mescid yaparlar, sonra da o gördüğünüz resimleri yaparlardı. İşte onlar kıyamet günü Allah katında yaratılmışların en kötüleridir!”

Buhari 527, Müslim 528/16, İbni Ebi Şeybe 3/225, Nesei 702, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/51

Hafız ibni Receb (Rahmetullahi Aleyh) Fethu’l-Barî’de şöyle söylemiştir:

“Bu hadis, salih kimselerin kabirleri üzerine mescid inşa etmenin ve Hristiyanların yaptığı gibi orada bu salihlerin resimlerini yapmanın haram olduğunu göstermektedir! Bunlardan her birinin tek başına haram olduğunda şüphe yoktur!

Hem Âdemoğullarının resimlerini yapmak, hem de mescidlere kabir yapmak haramdır! Ümmü Habibe ve Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha)’nın sözünü ettiği, kilisedeki resimler, duvar ve benzeri şeylerin üzerindeydi ve onların gölgeleri yoktu.

Bereket ve şefaatlerini ummak ve aracı olmalarını istemek için Nebiler ve salihlerin resimlerini yapmak, İslam‘a göre haramdır! Bu, putlara tapmaya benzer! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in, kıyamet günü Allah katında, yaratılmışların en kötüleri olacaklarını bildirdiği kimseler bunlardır!

Seyretmek, teselli bulmak, bununla vakit geçirmek veya eylenmek için resim yapmak haramdır! Bu, büyük günahlardandır! Bu şekilde resim yapan, kıyamet gününde, en şiddetli azaba uğrayan kimsedir! Çünkü o, Allah’tan başka hiçbir kimsenin yapmaya kâdir olmadığı Allah’ın fiillerinin benzerlerini yapmaya kalkışan bir zalimdir! Allah eş ve benzerden yüce ve münezzehtir. Zatı, sıfatları ve fiilleri yönünden, hiçbir şey Allah’a benzemez!”

Kevakibu’d-Derâri 65/82, Albânî Tahziru’s-Sacid min İttihazi’l-Guburi Mesâcid

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Ruh taşıyan (insan ve hayvan) herhangi bir şeyin resmini yapmak kesinlikle haramdır ve büyük günahlardandır!” Resmin haram olmasının nedeni şudur:

Allah’ın yarattığına benzetmek, O’nun yaptığına benzer bir şey yapmaya çalışmaktır! Oysa Allah-u Teâlâ bu sıfatları kendisine hasretmiştir. Ressam, resim yaparak Allah’ın sıfatlarına tecavüz etmektedir ki bundan Allah’a sığınırız. Aynı şekilde bir diğer nedeni de, bunun resim ve heykellerin tazimine ve bunların Allah’tan başka ilahlar ve rabler edinilmesine vesile olmasıdır.”

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Elle yapılan resimle, aletle veya fotoğraf çekmekle yapılan resimler arasında hiçbir fark yoktur! Hatta bunlar arasında ayırım yapmak, donukluk ve çağdaş bir zahiriliktir. Nitekim ben bunu, Adâbu’z-Zifaf, adlı eserimde açıkladım.”

Albânî Tahziru’s-Sacid min İttihazi’l-Guburi Mesâcid 18, 19, 20

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) bu sözleri 1972 yılında şöylemiştir. Eğer o zaman cep telefonu olsaydı elbette onuda söylerdi.

Muhammed bin Salih el-Useymin (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“İnsan veya daha başka ruh taşıyan varlıkların sureti/resmi ancak kimlik ve ruhsat gibi yahut hakikatin ispatı gibi zorunluluk veya ihtiyaç olan işlerde olabilir. Tazim, hatıra, bakmaktan faydalanmak veya lezzet almak için resim edinmeye gelince kesinlikle ben bunun mubah olduğunu söylemiyorum! Bunun heykel, işleme veya çizilmiş şekil olması fark etmez! Yine bunun el ile veya aletle yapılmış olması da fark etmez! Zira Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Melekler içinde köpek ve resim bulunan eve girmezler!”

Müslim 2107/87, Ebu Davud 4153

Bu hadis genel kapsamlıdır. Ben bundan başka fetva vermedim! Kimin yanında hatıra için resim varsa onu yok etmesini emrettim ve eğer bu resim ölmüş bir kimseye aitse bu konuda daha da sert davrandım!

İnsan veya diğer ruh taşıyan varlıkların resminin yapılmasına gelince, bunun haramlığında şüphe yoktur! Şüphesiz ki bu büyük günahlardandır! Çünkü bunu yapan kimseye Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in dilinden lanet sabit olmuştur! İster timsal (yani cisimli) olsun, ister el ile çizilen olsun, bu husus açıktır.

Ama resim çeken aletlere gelince, resim çeken kimsenin yüz veya cismin ayrıntılarını çizmesi söz konusu değildir. Şüphesiz ki hatıra ve benzer gayeler için resim çekmek ve resimleri bulundurmak mubah değildir! Aletle resim çekmek, vesilelerin haramlığından dolayı haramdır! Zaruret veya bir ihtiyaç için resim çekmekte sakınca yoktur. (Yani kimlik, ruhsat, ehliyet ve pasaport gibi yahut hakikatin ispatı gibi zorunluluk veya ihtiyaç olan işlerde olabilir.) Benim bu meseledeki görüşümün özeti budur. Eğer isabetliyse Allah’tandır, O’ndan bir lutuftur. Hatalı ise benim kusurumdan veya eksikliğimdendir. Allah’tan beni affetmesini ve beni doğruya hidayet etmesini dilerim.”

Muhammed bin Salih el-Useymin Mecmuu Fetâvâ 2/287, 288

Şeyhlerin Video’ya Kaydedilmesi Caiz Değildir!!!

“İlimlerini, nasihatlerini ve inceliklerini inkar etmiyoruz! İlimleri gizli değildir ve gayretleri unutulamaz. Allah onların vesilesiyle sapmışlara hidayet etmiştir. Onlar şeyhlerimiz ve imamlarımızdır. Sevdiklerimiz ve gözlerimizin nurlarıdır. Lakin Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize daha sevgilidir. Ey kardeşim! Resimleri, videoları at ve sesle yetin!

Müslüman kadınların da bilgisayarlardaki ders kayıtlarında veya video, uydu kanalları gibi ortamlarda bulunan şeyhlerin suretlerinden sakınmaları, ses kayıtlarını dinlemekle yetinmeleri gerekir. Bu, Rabbimizin sağlam dininde iki önemli konudan dolayıdır:

1) Suretlerin şiddetle haram kılınması!

2) Bakışları kısmanın farz oluşu!

Sonra ilim talebesinin bu fitneye düşmesi söz konusu olabilir. Çünkü suretlerin haram kılınmış olması kardeşlerimiz arasında bilinmekteydi. Sonra bu münkere tutunuldu ve yaygınlaşmaya başladı! Öyle ki, bu bir esas edinilir oldu. Buna karşı çıkılmamaya ve eleştirmekten sakınılmaya başladılar!

Davetçiyi Cuma günü minber üzerinde görürsün, Allah’ın evinde kamerayla çekim de yapılmaktadır! Sonra bu kayıtları uydu kanallarında, özenle önüne uzatılmış görürsün. Üzerinde bir tutam gül ile süslenmiş haldedir! O da konuşur da konuşur, coştukça coşar. Kamera yüzüne doğrultulmuştur. Onu internet denilen örümcek ağında görürsün! İnternet sayfası da onun resimleriyle kaplanmıştır! Seyredenlerin önünde sakalıyla belirir, tatlı davetkar gülümsemesiyle süzerek bakar.

Ey davetçi şeyhimiz! Ey gözümüzün nuru! Yüzünün güzelliğini insanlara göstermekle davete ne gibi bir fayda kazandıracaksın? Önceki senelerde olduğu gibi ses kayıtlarıyla yetinseydin, davet mi sona erecekti?!

Şüphesiz ki suretler, şiddetli haramlık hükmünden, mübah sayılmaya doğru sıçramıştır! Bunun sebebi de, şeyhin sesini dinlemekten, davetçinin yüzünü seyretmeye intikal etmesidir!

Şeyh Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Televizyon kanalı komisyonunun, benden televizyonda düzenli dersler yapmamı taleplerine olumlu cevap vermemin bir faydası yoktur! İnsanlar suretimi görmeden de istifade edebilirler! Lakin onlara, televizyon olmaksızın, sesimi dinletmem mümkündür. Bundan umulan fayda ve etki, şeklimin görünmesiyle değil, ancak sesimin işitilmesiyle olabilir. Öyleyse burada başka insanlara faydalı olmak için bu işi iyi görmekte büyük bir fayda yoktur! Bu iş televizyon yoluyla değil, radyo yoluyla olabilir.”

Ey sevgili davetçi! Müslüman kadınların bilgisayar veya televizyon ekranlarında yüzüne bakmaları caiz midir? Rabbin, muhkem kitabında, o kadınlara bakışlarını kısmalarını emretmemiş midir? Neden Allah’ın haram kıldığı şeyi onlara mubah yapıyorsun? Neden bu işi onların önünde kolaylaştırıyor, onlara yakınlaşıyorsun? Böylece bu işi hiçbir sıkıntısı olmayacak şekilde sıradanlaştırıyorsun!

Şüphesiz ki bu fitne yayılmış gitmiştir! Sen de bunu kaldırımlarda, yol kenarlarında, mescidlerin önünde görüyorsun. Yüzlerce direkte suretler asılmıştır. Dinimizin haram kıldığı suretler, büyük davetçinin konferanslarında ses ve suretlerler, yine İslamî filimler ve çocuklar için çizgi filimler bulursun! Oraya katılanlar da kendilerine telkin edilenleri söylerler, ne bulurlarsa alırlar. Delil nerede ey kardeş!

“Şeyh cevaz verdi”(!!!)

Alimlerden biri şöyle diyor:

“Mescidlerde sohbetler düzenlemek ve orada insanları toplayıp kamerayla suret çekmek, sonra da bunu televizyon ve uydu kanallarında yayınlamak büyük bir münkerdir! Bu haramlığa dahil olup, suret sayılır! İnsanlar da buna zaten suret derler! Bu haramdır!”

Nitekim son zamanlarda meşhur bir mescidde bu durum meydana gelmiş, mescid idaresi mescidin dışında büyük alanda bulunan cemaatin önüne büyük bir ekran koymuştur. Bunun amacı, dışarıda kalanların şeyhin yüzünü görmekten mahrum olmamalarıdır! Böylece bunu Müslümanlar arasında kötü bir adet olarak yerleştirdiler. Maalesef kimse de buna karşı çıkmadı! Buna öfkelenen de, gizlice söylemekten çekindi! Çünkü verilecek cevap hazırdı:

“Sen şeyhten daha mı iyi biliyorsun?” Maalesef kadınlar da erkeklerin arkasında bu alanda bulunuyorlardı. Dikilen bu ekranı seyrediyorlardı. Gözlerini kırpmadan bakıyorlardı! İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Nitekim bazı utanmaz kadınlar arasında şöyle konuşmalar olmuş.

Kadının bir tanesi:

–“Şeyh ne kadar tatlı, şeyhin gözleri ne güzel, ne kadar yakışıklı” derken, bir diğeri:

–“Falan şeyh daha yakışıklı” demiş, bir üçüncüsü:

–“Falan şeyhin gözleri şu renkte”, dördüncüsü:

–“Filan şeyhin elleri ne kadar beyaz” demiş. Hatta bazı kadınlar, şeyhlerin en yakışıklısını, ilmi en fazla olan olarak görmüş! İşte eşiyle oturan bir adam; şeyh ekranda görünür ve eşi der ki:

–“İşte adam dediğin onlardır, başkası değildir” bunu ammî bir ifadeyle söyler. Bütün bunlar güvenilir haberlerdir. Erkeklerin ya da kadınların sözleri olması fark etmez. Subhanallah! Şayet ekranda İmam Ahmed bin Hanbel gibi, esmer renkli bir alim çıksa, bu zamanın insanlarının çoğu onu dinlemezlerdi!

Suretler Fitnesinde Boğulanların Sözleri Ancak Şu Çerçevede Dönmektedir:

Onların en üstünü ve en isabetlisi şöyle der:

“Suretler haramdır! Lakin ben, davetin maslahatı için bunu caiz kabul ediyorum.”

Buna, “Kitap ve Sünnetten, davetin maslahatı ve İslam’a destek için haramları kullanmanın caiz olduğunun delili nerede? denilir.

Sözün güzeli ve hakkı parlatan şeylerden birisi, Riyad’daki el-Lecnetu’d-Daime’nin 2922 numaralı şu fetvasıdır:

“Tebliğ ve İslam’ı yayma vasıtası olarak haramları kullanmak caiz değildir! Meşru vesileler çoktur. Bunların yerine Allah’ın haram kıldığı şeyler kullanılamaz! İslam devletlerinde kullanılan suretler, bunun caiz olduğuna delil değildir! Bilakis bu münkerdir! Çünkü bu konuda sahih deliller vardır. Delillerle amel ederek suretlere karşı çıkmak gerekir!

Nitekim Şeyh Salih el-Fevzan (Rahmetullahi Aleyh)’e sabit ve hareketli tüm suretlerin haram oluşuna tutunanlardandır. Bunun aksine olarak meydana gelenlerden o beridir, izni yoktur! Bu konuda el-İbraz li-Akvali’l-Ulema Fi Hukmi’t-Tilfaz” risalesinde bakınız!

Şeyh Salih el-Fevzan (Rahmetullahi Aleyh)’e şöyle soruldu:

“Fıkıh, Tefsir gibi derslerde video, sinema ve benzerleri gibi eğitim araçlarını kullanmanın hükmü nedir? Bu sakıncalı mı, yoksa meşru mudur?”

Şeyh Salih el-Fevzan (Rahmetullahi Aleyh) şöyle cevap verdi:

“Benim görüşüm, bunun caiz olmadığıdır! Zira bunlarda tasvirin (suret yapmanın) bulunması kaçınılmazdır! Tasvir (yani suret yapmak) ise haramdır! Bunu gerektirecek bir zaruret de söz konusu değildir!”

El-Munteka 513

Şeyh Salih el-Fevzan (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Yaptığı suret ifadesi, nasıl olursa olsun, ister resim, ister oyma, ister makineyle çekilme şeklinde olsun her sureti kapsamaktadır! Makineyle resim çeken, resim çizenden daha serî şekilde bunu yapar. Ancak sonuç birdir. Bunların her binin maksadı suret yapmaktır. Oyma yapan veya heykel yapanın maksadı da suret meydana getirmektir, resim çizenin maksadı da suret meydana getirmektir. Neden bunlar arasında fark görelim ki?!

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Her suret yapan ateştedir!” buyuruyor. Ayrım yapmanın delili nedir? Getirdikleri şey sadece felsefe ve uydurdukları sözlerdir! Kafalarına göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sözünü tahsis etmek istiyorlar!”

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu aletle yani kamerayla bir anda ortaya konulan suretleri, bu alet olmadan saatlerce uğraşan kimse yapamaz! Onlara göre bu insanın ameli değildir! Aletle suret yapanın tutunduğu şey de budur! Filim dedikleri terkip de bu türdendir. Bundan sonra da fotoğrafı tab ederek banyo ediyorlar. Yine bu da onlara göre insan ameli değildir!

Nitekim onlardan birine seneler önce şöyle dedim:

Sizleri, oymacılık suretiyle yapılmayan putları mubah saymakla ilzam ederim! Bu, özel alet vasıtasıyla, bir elektrik düğmesine basmakla, bir dakikada onlarca put çıkarmaktır… buna ne dersin? dedim, başını eğdi.”

Bununla beraber Şeyh Albânî (Rahmetullahi Aleyh)’de davetçilerin ve şeyhlerin suretlerini duvarlara asmayı adet edinen kimselerin yaptıklarından kurtulamamıştır! Şeyh Albânî (Rahmetullahi Aleyh)’in de fotoğrafını koymaya başlamışlardır. Bilmiyorum bu insanlara neler oluyor?!

Şeyh Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh)’e:

“Faydanın genelleşmesi ve başka yerlerdeki insanların istifade etmeleri için sohbetlerde video cihazıyla tasvir yapmanın hükmü nedir?” diye soruldu.

Şeyh Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh) şöyle cevap verdi:

“Video cihazıyla tasvir yapmada şüphe vardır! Sohbetin kasetlere çekilmesi talep edilen bir iştir. Bununla beraber surete ihtiyaç yoktur! Lakin surete, bazı zamanlar konuşmacıyı tanımak için gerekli olabilir. Suret, konuşmacıyı açıklar. Bu, başka sebeplerle de olabilir. Ben bu meselede duraklarım. Çünkü ruh taşıyan canlıların tasvirinin hükmü hakkında hadisler ve şiddetli tehdit gelmiştir!

İlim ehlinden olan kardeşlerimden bir topluluk, bunda genel maslahattan dolayı sakınca görmeseler de ben, suret yapmadaki büyük tehlikeden dolayı bu konuda duraklarım. Buhari ve Müslim’in sahihlerinde ve başka eserlerde sabit olan hadisler açıklamıştır ki; kıyamet gününde insanların en şiddetli azap görecek olanı suret yapanlardır. Suret yapanlara lanet edildiğine dair hadisler gelmiştir. Yine bu konuda daha başka hadisler vardır. Başarılı kılacak olan Allah’tır.”

Şeyh Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh)’e:

“Video yoluyla cenaze yıkanması ve kefenlenmesinin öğretilmesinin hükmü nedir?” diye soruldu.

Şeyh Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh) şöyle cevap verdi:

“Videodan başka bir yolla bu öğretilmelidir. Çünkü suret yapmaktan yasaklayan ve suret yapanlara lanet edilen birçok sahih hadisler gelmiştir.”

Şeyh Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh)’e:

“Televizyon cihazı, tasvir kapsamına girer mi? Yoksa bu cihazda görülen kötü programlar sebebiyle mi haramdır?” diye soruldu.

Şeyh Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh) şöyle cevap verdi:

“Her tasvir haramdır!”

Şeyh Abdulaziz bin Abdillah er-Racihî şöyle dedi:

“Şeyhimiz Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh)’in video tasvirinin caiz olduğuna fetva verdiğini bilmiyorum!!! Bildiğim şey sadece, onun nüfus cüzdanı, pasaport, ehliyet veya diploma gibi zaruretler dışında, mutlak olarak tasvire mani olmaya fetva verdiğidir!”

El-Lecnetu’d-Dâimeden Fetvalar

Soru: Suretlerin haramlığına dair kitabınızı okudum. Ben şu şekilde sormak istiyorum:

Sizler tasvirin/suret yapmanın haramlığına fetva veriyorsunuz. Fakat başka bir modern tasvir türü daha var ki o da televizyon, video, sinema kasetleri ve benzerlerinde seyrettiklerimizdir. Şahsın sureti, dedikleri gibi hissîdir ve uzun zaman saklanabilmektedir. Bu tür tasvirin hükmü nedir?

Cevap: Tasvirin haramlık hükmü anlattığın şeyi de kapsamaktadır.

El-Lecnetu’d-Daime 5807

Soru: Bizler Ervâ adıyla Müslüman çocuklar için bir dergi yayınlamaya başladık. Bir örneğini de size gönderdik. Kendisine ve dindarlığına güvendiğimiz birisi bize gelerek, şahısların resimlerinden dolayı itiraz etti. Bizler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabelerin resimlerinden sakınmamız gerektiğini de bilmekteyiz. Bununla beraber bu yazımızla sizden, takdim ettiğimiz şeyin meşru olup olmadığına dair fetva istiyoruz. Mektubumuza acil cevap vermenizi umuyoruz.

Cevap: Ruh taşıyan canlıların tasviri/resimlerini yapmak mutlak olarak haramdır! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabeler dışındaki şahısların resimleri de olsa aynıdır. Bu teşvik ve açıklama vesilesi olarak kullanılamaz, bunda ruhsat yoktur!

El-Lecnetu’d-Daime 5740

Soru: İngiltere’de bazı alimler, cemaat halinde namaz kılanların ve Kur’an okuyan çocukların suretlerini kullandıklarını görüyoruz. Bu suretler dergi ve gazetelerde yayınlandığında gayri müslimler etkilenmekte ve İslam’ı ve Müslümanları tanımaya teşvik olmaktadırlar.

Cevap: Ruh taşıyan canlıların suretleri haramdır! İnsan veya hayvan suretleri arasında fark yoktur! Yine namaz kılan ve Kur’an okuyanların sureti de aynı hükümdedir! Çünkü sahih hadislerde bunun haram olduğu sabittir! Dergilerde, gazetelerde ve risalelerde, abdest alan ve Kur’an okuyan Müslümanlara ait olsa dahi, İslam’ı yaymak ve İslam’a girmelerine teşvik ümidiyle bu suretlerin yayınlanması caiz değildir!

Çünkü tebliğ ve İslam’ı yayma vesilesi olarak haramları kullanmak caiz değildir! Meşru olan tebliğ vesileleri çoktur. Bunların yerine Allah’ın haram kıldığı şeyler kullanılamaz! İslam’i devletlerde bulunan suretler de bunun caiz olduğuna delil değildir! Bilakis bu bir münkerdir! Bu konuda sahih deliller vardır. Delillerle amel ederek tasvire karşı çıkmak gerekir.

El-Lecnetu’d-Daime 2922

Soru: Video kamerasıyla hazırlanan şeyler tasvir midir/suret yapmak mıdır? Bunun hükmü fotoğraf tasvirinin hükmü altına girer mi?

Cevap: Evet, video tasvirinin hükmü, delillerin genel kapsamlı oluşundan dolayı fotoğraf tasviri hükmünde olup yasaklanmış ve haram kılınmıştır!

El-Lecnetu’d-Daime 16259

Soru: Hareketli resimlerden oluşan, yaygınlaşmış olan televizyonun yerine geçmesi için içinde çocuklara, ana babaya iyiliğe teşvik, doğruluk, güvenilirlik, namazın önemi ve benzerleri gibi faydalı kıssaların anlatıldığı İslam’i çizgi filmler satın almanın ve seyretmenin hükmü nedir? Bunlarda insanların ve hayvanların el ile çizilmiş resimleri vardır. Bunları seyretmek caiz midir?

Cevap: Haram olan suretler içerdiği için çizgi filimleri satmak, satın almak veya kullanmak caiz değildir! Çocukların eğitimi öğretim, edeplendirme, namazı emretme ve değerli gözetim gibi meşru yollarla yapılmalıdır! Allah herkesi hayır ve salah bulunan işlere muvaffak kılsın.

El-Lecnetu’d-Daime 19933

“İslamî Videolar” Kitabı

Video cihazı veya video kasetlerinin İslam’a izafe edilerek “İslami video” diye isimlendirilmesi üç şekilde yorumlanır ki hepsi de dinde bid’attır:

Birinci Yorum: Bununla seyredilmesi veya çekilmesi ile Allah-u Teâlâ’ya yakınlaşma kastedilir ki, bu bid’attır! Allah-u Teâlâ’ya meşru olmayan, asıl ve nitelik olarak meşru kılınmayan bir şekilde yakınlaşmaya çalışmadır!

Bunun açıklaması: İcma ile hatta caiz sayanlara göre dahi bu, sonradan çıkarılmış bir şeydir. İbadetlerde asıl olan ise; delil olmadığı sürece yasaklıktır! Bu cihazları kullanmanın Allah-u Teâlâ’ya yakınlaşma konusunda meşru olduğuna dair delil bulunması zorunludur. Aksi halde bununla Allah’a yakınlaşma talebi bid’attır! Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Herkim, bizim şu işimizde ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse o merduddur!”

Buhari 2492, Müslim 1718/18, Ebu Davud 4606, İbni Mace 14

İkinci Yorum: Bununla kastedilen, Allah Teâlâ’ya davettir. Yine bu da bid’attır! Zira Allah dini tamamlamış, nimeti kemale erdirmiştir. Allah-u Teâlâ’ya davetin de Allah-u Teâlâ’nın meşru kıldığı şeylerle yapılması zorunludur! Bu da iki kısımdır.

Birinci Kısım: Asıl ve nitelik olarak meşru olanlar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabelerin Allah-u Teâlâ’ya davet konusunda yaptıkları; cihad, konuşma, yazışma, hitabet ve benzerleri böyledir.

İkinci Kısım: Nitelik olarak değil de, asıl olarak meşru olanlar. Veya hakkında nas bulunmasa da meşru cinsinden olanlar. Kitap ve risaleler telif edilmesi böyledir.

Hakkında nas bulunmayıp meşru cinsten de olmayanlar bid’attır!

Peki ya Allah-u Teâlâ’ya davette vesilenin aslı; tasvirler, temsiller, çizgi resimler ve benzerleri gibi haram olan unsurlardan ise nasıl olur?!!

Nitekim Şeyhu’l-İslam ibni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh)’e adam öldürmek, yol kesicilik yapmak, hırsızlık yapmak, içki içmek ve benzeri büyük günahlar işlemek amacıyla bir araya gelen bir bir topluluğu, bir şeyhin Allah-u Teâlâ’ya zincirsiz def ve genç olmayanların mubah şiirlerle kaside söylemesi gibi musiki aletlerini kullanmak suretiyle davet etmesi halinde, o cemaatin tevbe ettikleri, namaz kılmayan, hırsızlık yapan ve zekat vermeyen bu kimselerin, şüphelilerden dahi kaçınan kimseler haline geldikleri, farzları yerine getirmeye başladıkları, haramlardan sakındıkları anlatılır. Bu şeyhin, başka türlü davet edilmeleri mümkün olmayan topluluğa karşı, böyle bir maslahatı elde etmek için bu yolları kullanması mubah mıdır? diye sorulur.

Şeyhu’l-İslam ibni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh)’in uzunca cevabının özeti şöyledir:

“…Bilindiğine göre sapıklara hidayet eden, şaşkınlara yol gösteren ve isyankârların tevbesini kabul eden ancak ve ancak Allah-u Teâlâ’dır. Bunun, Allah’ın Rasulüyle gönderdiği Kitabı ve Sünnet ile olması zorunludur! Aksi halde, Allah’ın Rasulüyle gönderdiği bu konuda yeterli olmasaydı, Rasulün dini eksik, tamamlanmaya muhtaç olurdu…

İnsanların Allah ve Rasulünün meşru kılmadığı halde Allah’a yaklaştırıcı olarak gördükleri ameller de böyledir! Zira mutlaka bunların zararı faydasından büyüktür! Ancak faydası zararından büyük ise şeriat bunu bildirmeyi ihmal etmemiştir! Zira Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hikmet sahibidir. Dinin maslahatını ihmal etmemiştir. Mü’minler alemlerin Rabbine yakınlaşmada farklı mertebededirler…

Şüphesiz ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sahabe ve tabiin bu kimselerden daha şerli olan küfür, fısk ve isyan ehlini meşru metotlarla davet etmişlerdir. Allah onları bid’at yollara muhtaç bırakmamıştır. Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile gönderdiklerinde isyankârları tevbeye çağırmak için meşru bir metot olmadığını söylemek caiz değildir! Zira zorunlu bilgiyle ve mütevatir nakille anlaşılmıştır ki, ümmetler içinde küfürden, fısktan, isyandan meşru yollarla tevbe edenlerin sayısını ancak Allah bilir. Bunlarda bid’at toplantılar yoktu! Şunu demeye imkan yoktur:

“Şüphesiz ki isyankârları bu bid’at metottan başkasıyla tevbe çağırmak mümkün değildir!”

Fetava 11/620

Şeyhu’l-İslam ibni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh) bu fetvası, “Allah-u Teâlâ bu uydu kanalları ve internet vesilesiyle birçok insanı hidayet etmiştir,” diyen ve buna bu ümmetin çaresinin ancak televizyon gibi bozuk araçların evlerde edinilmesinde olduğunu söyleyenlere reddiyedir.

Üçüncü Yorum: Bununla Allah’a yakınlaşmak ve O’na davet kastedilmez! Lakin bu isim sayesinde bu videolar ile münker şeyler içeren diğer videoların ve kasetlerin arası ayrılmak istenir. Bu da yine bu cihazların İslam’a nispet edilmesi sebebiyle bid’attır! Halbuki İslam bunlardan berîdir! Bunun zararı şu açılardandır:

1) Videoların İslam’a nispet edilmesi halkın bu cihazların müstehap olduğunu zannetmesine sebep olur. Hatta şahit olduğumuz bir vakadır ki; İslam davetçilerinin sohbetlerinin videolarının çekildiği cd’ler ve internet linklerini dağıtmanın İslam’ı tebliğ olduğunu zanneden, üstelik bundan sevap uman insanlar vardır! La havle ve la kuvvete illa billah! Halbuki bu batıl bir iştir!

2) Bu iş, bir bid’at veya münkerin önünü açmak isteyen herkes için bir vesile olur. Onlar da yaptıkları işi İslam’a nispet ederek bunun önünü açarlar. Nitekim bu, fiilen de meydana gelmiştir. Mesela; “İslam’i tiyatro”, “İslam’i temsil”, “İslam’i müzik” denilmesi gibi. Allah-u Teâlâ’dan bizleri bu beladan kurtarmasını ve kendisiyle karşılaşıncaya kadar İslam ve Sünnet üzerinde sabit kılmasını dileriz!

3) Bu işte tasvir, tiyatro, çizgi film ve benzerleri gibi münkeratın yayınlandığı cihazların İslam’a nispet edilmesi söz konusudur. Bu ise, İslam bunları haram kılıp yasakladığı halde İslam’a nispet etmektir. Bu büyük bir vebaldir!

Şayet bu cihazlarda hardal tanesi kadar münkerat bulunmasaydı dahi İslam’a nispet edilmesi yine caiz olmazdı! Lakin buna “eğlence” denilse veya “eğlence videosu” yahut “eğlence kasetleri” denilse, en azından bunun “mubah eğlence” olduğu zannedilirdi. Allah yardımcımız olsun.

Günümüzdeki insanlar şöyle diyorlar:

“Falan alim şöyle fetva verdi, filan üstad şöyle dedi…” Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anha)’nın şu sözünü hatırlatmak istiyoruz:

“Sizin helak olacığınız görüşündeyim! Ben size, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle söyledi diyorum ve siz bana, Ebu Bekir ve Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi, diyorsunuz!”

Yemenli alimlerin yanı sıra, şeyh Muhammed bin İbrahim, Abdurrazzak el-Afifi, Bekr Ebu Zeyd, Abdullah es-Sad, Ali el-Hadir, Ali el-Karnî gibi alimlerde video ve kamera suretlerinin haramlığını dile getirmişlerdir. Ancak bu konu hakkında Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir Müslüman için Allah rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sözleri yeterlidir.

Sonuç: Yukarıda geçen hadislerden ve âlimlerin sözlerinden şunlar anlaşılmaktadır:

1) İnsan ve hayvan dışında her şeyin resmini yapmak caizdir.

2) Nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, evlenme cüzdanı, ruhsat, resmi belge vb. şeyler haricinde fotoğraf çekmek ve çektirmek resim yapmak ve yaptırmak haramdır!

3) Evin duvarlarına, dolaplara ve kapının üstüne hayvan veya insan resmi olan herhangi bir şey asmak haramdır!

4) Evin içinde köpek bulundurmak haramdır!

5) Yukarıda geçen hadislerden, resim yapan kimselere Allah (Azze ve Celle)’nin kıyamet günü azap edeceğini ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in de lanet ettiğini anlamaktayız.

6) Evdeki resimli kumaşların ve perdelerin kullanılması için resmin başının kopartılması gerekir.

7) Fotoğraf makinası ve cep telefonu ile resim çekmek veya video kaydı yapmak haramdır!

8) Hafız ibni Receb (Rahmetullahi Aleyh)’in de söylediği gibi, seyretmek, teselli bulmak, bununla vakit geçirmek veya eylenmek için resim yapmak haramdır! Bu, büyük günahlardandır! Bu şekilde resim yapan, kıyamet gününde, en şiddetli azaba uğrayan kimsedir!

9) Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh)’in söylediği gibide, elle yapılan resimle, aletle veya fotoğraf çekmekle yapılan resimler arasında hiçbir fark yoktur.

10) Şeyh Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh)’in de şöylediği gibi, video cihazıyla tasvir yapmada şüphe vardır! Sohbetin kasetlere çekilmesi talep edilen bir iştir. Bununla beraber surete ihtiyaç yoktur! Lakin surete, bazı zamanlar konuşmacıyı tanımak için gerekli olabilir. Suret, konuşmacıyı açıklar. Bu, başka sebeplerle de olabilir. Ben bu meselede duraklarım. Çünkü ruh taşıyan canlıların tasvirinin hükmü hakkında hadisler ve şiddetli tehdit gelmiştir!

11) Muhammed bin Salih el-Useymin (Rahmetullahi Aleyh)’in de söylediğini unutmamak gerekir:

İnsan veya diğer ruh taşıyan varlıkların resminin yapılmasına gelince, bunun haramlığında şüphe yoktur! Şüphesiz ki bu büyük günahlardandır! Çünkü bunu yapan kimseye Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in dilinden lanet sabit olmuştur! İster timsal (yani cisimli) olsun, ister el ile çizilen olsun, bu husus açıktır.

12) Şeyh Salih el-Fevzan (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Yaptığı suret ifadesi, nasıl olursa olsun, ister resim, ister oyma, ister makineyle çekilme şeklinde olsun her sureti kapsamaktadır! Makineyle resim çeken, resim çizenden daha serî şekilde bunu yapar. Ancak sonuç birdir. Bunların her binin maksadı suret yapmaktır. Oyma yapan veya heykel yapanın maksadı da suret meydana getirmektir, resim çizenin maksadı da suret meydana getirmektir. Neden bunlar arasında fark görelim ki?!

13) Şeyh Abdulaziz bin Abdillah er-Racihî şöyle dedi:

Şeyhimiz Abdulaziz bin Baz (Rahmetullahi Aleyh)’in video tasvirinin caiz olduğuna fetva verdiğini bilmiyorum!!! Bildiğim şey sadece, onun nüfus cüzdanı, pasaport, ehliyet veya diploma gibi zaruretler dışında, mutlak olarak tasvire mani olmaya fetva verdiğidir!

Önemli Not: Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Televizyon kanalı komisyonunun, benden televizyonda düzenli bir şekilde ders yapmamı istediler. Taleplerine olumlu bir cevap vermemin bir faydası yoktur! Çünkü insanlar benim suretimi görmeden de istifade edebilirler! Lakin onlara, televizyon olmaksızın, sesimi dinletmem mümkündür dedim.

Bundan umulan fayda ve etki, şeklimin görünmesiyle değil, ancak sesimin işitilmesiyle olabilir. Öyleyse burada başka insanlara faydalı olmak için bu işi iyi görmekte büyük bir fayda yoktur! Bu iş televizyon yoluyla değil de, radyo yoluyla olabilir.”

Video Kaydına Haram Diyen Alimler

Şeyh Allame Muhammed Nâsıruddin el-Albânî Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Abdulaziz bin Baz Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Salih el-Fevzan Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Abdulaziz bin Abdillah er-Racihî Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Muhammed bin İbrahim Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Abdurrazzak el-Afifi Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Bekr Ebu Zeyd Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Abdullah es-Sad Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Ali el-Hadir Rahmetullahi Aleyh

Şeyh Ali el-Karnî Rahmetullahi Aleyh

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لآ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Bu Sayfa 141685 Kez Okundu
 Sayfa Başı 
Sahih Hadisler - Kur’an ve Sahih Sünnet
www.hadisler.com | www.sahihhadisler.com | www.sahihhadisler.net