Ana Sayfa Gayemiz Kur’an’ı Kerim Dinle Kur’an’ı Kerim Arapça Kur’an’ı Kerim Türkçe Soru Gönder
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beytü'l-Makdis'in imar edilmesi Medine'nin harap olmasına, Medine'nin harap olması, Rumlarla Müslümanlar arasında harp çıkmasına, bu harbin çıkması İstanbul'un fethine, İstanbul'un fethi Deccal'in çıkmasına işarettir..." Ebu Davud 4294
Ana Menü
Ayetler
Hadisler
Dualar
Sahabe Hayatı
Kur’an’dan Kıssalar
İlmihal
İman İle İlgili Konular
Abdest İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Zekat İle İlgili Konular
Oruç İle İlgili Konular
Hac İle İlgili Konular
Cihad İle İlgili Konular
Alış Veriş İle İlgili Konular
Nikah İle İlgili Konular
Boşanma İle İlgili Konular
Kıyafetler İle İlgili Konular
Yiyecek ve İçecekler İle İlgili Konular
Cinayetler İle İlgili Konular
Kitaplar
Esmau’l-Hüsna
Ahkamu’l-Cenaiz
Nimetlerin Şükrü
Cennetin Köşkleri
Mü’minin Silahı Dua
Kıyametin Alametleri
Tüm Detaylarıyla İmanın Şartları
Cennete Girmek İçin Otuz Sebep
Müslümanın Bilmesi Gereken Konular
Faydalı Bilgiler
Hadis Fihristi
Önemli Bilgiler
Ahiret İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Cenaze İle İlgili Konular
Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar
Tevhid İle Alakalı Konular
Haramlar İle İlgili Konular
Albani Hakkındaki İftiralar
Bayramlar İle İlgili Konular
Geçmiş Ümmetlerin Kıssaları
Sakınılması Gereken Haramlar!
Sihir ve Cinler İle İlgili Konular
Kur’an’ı Kerim İle İlgili Konular
Rasulullah (SAV) İle İlgili Konular
Hadis Kitaplarının Zayıf Hadisleri
Şirk Nedir?
Arkadaşına Gönder Sayfayı Yazdır

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Şirk

Tevhidin şirkle olan savaşı, Nuh aleyhisselam’ın, kavmini Allah’a ibadete davet edip putlara ibadetten sakındırdığı günden bugüne devam etmektedir. Nuh aleyhisselam’dan sonra gelen Rasullerde kavimlerini, ibadete layık olmayan sahte ilahlara ibadet etmekten sakındırarak, yalnız Allah’a ibadet etmeye çağırdılar.

Bu savaş, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelinceye kadar böyle devam etti. Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kendisine Nübüvvet verilmeden öncede Araplar arasında “Sadıku’l-Emin” olarak tanındığı halde O, kavmini Allah’a ibadete ve Tevhide davet etmeye başlayınca, kavmi O’na “Yalancı ve Sihirbaz” dediler.

İşte bu, Tevhid’e davet edip Şirk’i de terk ettirme tebliğine başlayan her Rasulün başına gelen bir durumdur. Aynı şekilde o Rasullerin ümmetlerinin konumu da aynıdır. O gün bugündür aynı savaş devam edip gelmektedir. Şirk, Tevhid’in zıddı olarak insanların mübtela olduğu en büyük hastalık olduğu için, biz de bu risaleyi müslümanlara nasihat olarak ve şirki tanıyıp ondan sakınmaları için yazdık.

Nitekim Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

“Allah, kendisine ortak koşanları bağışlamaz. Bundan öte dilediğini, dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz çok büyük bir iftirada bulunmuştur.”

Nisa 48

“Şüphesiz, kim Allah’a ortak koşarsa, Allah ona Cennet’i haram kılmıştır ve onun gideceği yer Cehennem’dir. Zalimler için orada hiç yardımcılar yoktur”

Maide 72

Müslüman kardeşim! Şirk insanın Allah (Azze ve Celle)’ye karşı isyanı olduğu için en büyük suçtur. Bunun için şirk üzere ölen ebedi Cehennem’de kalacaktır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz kitap ehli ve müşriklerden kâfir olanlar, Cehennem ateşinde ebedi olarak kalacaklardır. Onlar insanların en kötüleridirler”

Beyyine 6

Öyleyse Şirk nedir?

Şirk, Allah’a zatında, sıfatlarında, ulûhiyet, ibadet veya mülkünde ortağı bulunduğuna itikad etmektir. Onun için, nasıl küfür imanın zıddıysa, şirk de tamamen Tevhid’in zıddıdır.

Şirkin Çeşitleri

Şirk iki ana bölümde değerlendirilir.

1) Büyük Şirk:

2) Küçük Şirk:

1) Büyük Şirk

Bu, bir şeyi Allah’a denk alıp ona ibadet etmek, Allah’a itaat ettiği gibi itaatte bulunmak, onu Allah’a ortak tutmaktır. O, kelimenin bütün anlamıyla, şirkin en ağırıdır. İçine düşeni ebedi olarak Cehennem ateşine koyan ve onu İslam dininden çıkarandır.

Büyük Şirk’in Çeşitleri

Duada Şirk:

Bu Allah’dan başkasından, Nebiler veya evliyadan, rızık, hastalıklara şifa ya da buna benzer şeyler talep ederek dua etmektir.

Zira Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’dan başka sana yararı ve zararı olmayanlara dua etme. Eğer edersen sen de zalimlerden olursun”

Yunus 106

Burada “zalimler”, “müşrikler” anlamındadır.

Niyet ve Arzuda Şirk:

Bir kişinin amelinde, genelde ve ayrıntıda Allah’tan başkasına yönelmesidir. Buna “itikadda şirk” denir.

“Kim dünya hayatının ve onun çekiciliğini isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam öderiz ve onlar bunda hiç bir eksikliğe uğratılmazlar. İşte bunlara, Ahiret’te kendileri için ateşten başkası yoktur. Onların dünyada bütün işledikleri boşa çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz olmuştur.”

Hud 15, 16

Sevgide Şirk:

Bu da Allah ile birlikte başkasını da Allah’ı sevdiği gibi veya daha çok ya da daha az sevmektir. Çünkü sevgi, insanın ihlâsla boyun eğmesinin sebebidir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’tan başka ortaklar edinirler. Onlan, Allah sevgisi gibi bir sevgi ile severler. İman edenler (ise) Allah’ı daha çok severler”

Bakara 165

İtaatte Şirk:

Allah’tan başkasını “Teşri” ve hükümde ortak tutmaktır. Zira hüküm, yalnızca Allah’a has bir haktır. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hüküm ancak Allah’ındır.”

Yusuf 40

Âlimlerine veya şeyhlerine, Allah’a isyan sayılan bir ameli helal sayarak uyanlar bu sınıftandırlar. Bu konuda da Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Âlimlerini ve rahiplerini Allah’tan gayri Rabler edindiler”

Tevbe 31

Allah’ın Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu ayeti Adiy bin Hatem (Radiyallahu Anh) için söylemiştir. Hrıstiyanlar ve Yahudiler, âlimlerine, helali haram, haramı da helal kılmalarında itaat ediyorlardı. Kim Allah’tan başkası için Şeriat koyma hakkı tanırsa, Allah’a isyan ile küfre girmiştir.

Çünkü Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”

Maide 44

Emir ve yasaklama hakkı, sadece Allah’ındır: “Yaratmak ve emretmek O’na ait değil midir?” “Ona ait değil midir” demek, bu hakkın başkasına nisbet edilemeyeceğine işarettir. Kim, yaratmayı veya bir işi Allah’tan başkasına nisbet ederse, en büyük şirki işlemiş ve İslam’dan çıkmıştır. Hakeza, Allah tüm kâinatın yaratıcısı ve bu kâinatları, nimetleriyle terbiye edicidir. Yalnız O, yarattıklarında tüm tasarruf haklarına sahiptir.

Yarattıkları için en iyi olanın ne olduğunu en iyi bilen de sadece O’dur. O’ndan başkası hiç bir şey yaratmamıştır. Allah’tan başkası hiç bir şey yaratamadığı için, kendi benliğinde gizli olan en küçük şeyi dahi bilemez.

Bunu bilemediği halde yaratılmışlara en uygun ve yararlı olanın ne olduğunu nereden bilecektir? Bu sebeple insanlar tarafindan konulan bütün kanunlar batıldır. Hiçbirisiyle hüküm vermek caiz değildir. Çünkü hüküm koyma hakkı ancak Allah’ındır, O’ndan başkasının hükmetme hakkı asla yoktur.

Allah (Azze ve Celle), Allah’dan başkasının kanunlarıyla hükmetmeye “Cahiliyye hükümleriyle hükmetme” adını vermiştir.

Allah (Azze ve Celle) böylece, kendi hükmünden daha hayırlı ve daha yüce bir hükmün olmadığını haber vermiştir.

Tasarrufta Şirk:

Bu, Nebilerin ve evliyaların, kâinatta tasarruf kudretleri olduğuna inanmaktır. Bu, Nebiler ve salih insanların güzel mevkilerini inkâr ediyoruz ve görmemezlikten geliyoruz anlamına gelmez. Fakat sakıncalı olan, bunlara Allah’ın özel haklarından olan kudret, tasarruf, yarar ve zarar verme gibi sıfatları vermektir.

Allah müşriklere sorduğunda:

“İşi kim yönlendiriyor, onlar da diyeycekler ki; Allah.”

Yunus 31

Korkuda Şirk:

Allah’dan başkasının zarar ve yarar verdiğine inanmak veya korkuda başkalarını Allah’a denk görmektir. Örnek vermek gerekirse:

Ölülerin, sağ olanlara zarar vermesinden korkmak yahut vacip olan amelleri terk etmeye neden olacak kadar bir otoriteden korkmak gibi. Ancak doğal olan korkmaya gelince, yırtıcı bir hayvan gibi veya bir zalimden korkmak Şeriat’ta caizdir. Şirk değildir.

Çünkü Allah-u Teâlâ, Nebisi Musa aleyhisselam’ı şu ayette korkmakla vasfetmiştir.

“Etrafını kollayarak, korkuyla oradan ayrıldı.”

Kasas 21

Burada, meşru olan korku, insanın Allah’tan korkmasıdır. Esas korku da budur.

Tevekkülde Şirk:

Tevekkül, kulun işlerini Allah’a havale etmesi, dilediğinin elde edilmesi için Allah’a güvenmesidir.

Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

“Hiç ölmeyecek olan Allah’a tevekkül et.”

Furkan 58

Bunun için Allah’tan başkasına tevekkül etmek caiz değildir.

Şirk Olan Tevekküle Gelince:

Ancak Allah’ın kudreti dâhilinde olan şeylerde Allah’tan başkasına kalpten tevekkül edip bağlanmaktır veya yaratılmış birinin Allah’tan başka rızık vereceğine veya rızkı keseceğine inanmaktır.

Büyük şirk hakkında sözlerimize son vermeden önce, burada insanları uyarmamız gereken birçok konudan bazısına değinmek yerinde olacaktır. Bu değineceğimiz konular, çok tehlikeli oldukları halde, bunu söyleyen ve işleyenlerin birçoğu Allah’a şirk koştuklarının farkında değillerdir.

Mesela:

Şifayı doktora veya ilaca bağlamak. Din ve dünya işlerinde başarılı olmayı kulun zekası, gayreti ve içtihadına bağlamak. Kulların kanun koyabileceklerine dair inanış. Ölüm nedenlerini, trafik kazalanna veya yanlış ilaç kullanımına bağlamak gibi işlerdir. Bu ve benzeri şirk sözleri ve amelleri çoktur. Müslümanlar bunları bilip sakınmalıdır.

2) Küçük Şirk

Küçük şirke düşen insan İslam’dan çıkmadığı gibi, Tevhid’in aslına da zarar vermez. Ancak bu şirk, imanın ve Tevhid’in kemaline aykırıdır. Küçük şirk, büyük şirke yol açan vesiledir. Çünkü şirkin birçok türü vardır. Aşağıdaki şekilde bir sıralama yapmak mümkündür:

Kavlî Şirk:

Dil ile olan şirktir. Allah’tan başkasına yemin etmek. “Allah ve senin sayende”, “Kadıların kadısı”gibi sözlerle yemin etmek ve bir insanı Allah’dan başkasının kulluğuna nisbet etmek. Abdunnebi, Abdulhüseyin vb. isimler de böyledir. Bu, Allah’tan gayrısını tazim ve yüceltmedir.

Fiilî Şirk:

Bu da, bir Müslümanın, bir şeyi “uğursuzluk” sebebi kabul etmesidir. Mesela gördüğü veya duyduğu bir şeyi yahut da bazı hayvanları, kuşları veya günleri uğursuz saymak gibi. Hakeza, kâhine gitmek ve onun dediklerini doğrulamak, çalınan malın ve çalan hırsızın tesbit edilmesi için cincilere gitmek gibi. Hakeza medyumlara, üfürükçü ve benzeri şarlatanlara gitmek de bunun gibidir.

Kalbi Şirk:

Riya, şöhret sevgisi, bazı amelleriyle dünya ve dünyalığı arzu etmek gibi hususlar kalbî şirktir.

Riya Dört Türlüdür:

1) Amelde niyetin dünyalık olup Ahiret için olmamasıdır. Bu kimseye dünyada iken kendisine arzuladığı niyeti verilir. Ahiret’te ise hiç bir nasibi yoktur. Bu amel büyük şirktendir.

2) Amelde niyetinin Allah’ın rızası değil de insanların rızası olmasıdır. Bununla o kimse amelinin karşılığını Allah’tan değil de insanlardan bekler, Allah’ın vereceği akıbetten de çekinmez. Amel ve söz ile olan riyadandır. Bu, iman ehlinde olmadığı sürece küçük şirktir. Ama iman ehlinde olursa büyük şirktir.

3) Ameliyle mal elde etmeyi amaçlamak, mal için veya bir kadınla evlenmek için hacca gitmek yahut da ganimet için cihada gitmek ve makam için İslam’ı öğrenmek bu tür şirktendir.

4) Ameli Allah için halis olduğu halde, bu amel makbul bir amel değildir. Çünkü Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Allah ancak ameli, takva sahiplerinden kabul eder.”

Maide 27

Bu kimseye ameli asla bir hayır sağlamaz. Zira o küfür olan bir ameli işlemiş olup, amelden önce sahip olunması gereken temel niteliğini kaybetmiştir. Amellerin bozulmasının sebebi, işlenen amellerde imanın zıddı olan küfür ve şirkin bulunmasıdır.

Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in getirdiği Sünnet’e uygun olmayan bir amelde “Tevhid” yoktur.

Bil ki ey Müslüman kardeşim!... Küçük şirkin tüm türleri büyük şirke dönüşebilir. Bunun da sebebi, bu amellerle beraber kalben bunlara itikad etmek, Allah’tan başkasını yüceltmektir. Ve bu, büyük şirke dönüşür. Buna karşı yardım ve tevfik Allah’tandır.

Şirk’i Hafi (gizli şirk):

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) küçük şirki tefsir ederken şöyle demiştir:

“Kişinin arkadaşına, Allah’ın ve senin sayende”, “Allah ve falan adam olmasaydı” gibi sözleri söylemesi gizli şirktir.”

Doğru olan şudur:

Eğer “Önce Allah ve sonra da falan dilemeseydi”, “Allah’ın sayesinde, sonra da senin sayende” demesi daha uygundur. “Allah’a ve sana güveniyorum” demesi hatalıdır. Doğrusu “Önce Allah’a, sonra sana güveniyorum” demesidir. Çünkü bu cümledeki “ve” atıf edatı, Allah ile kul arasında bir denkliği sözkonusu yapar. Doğru olan önce Allah demek ve sonra ise ardından bunu söylemektir; çünkü “sonra” tertibi derece farkını ifade ediyor.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Bu Sayfa 6097 Kez Okundu
 Sayfa Başı 
Sahih Hadisler - Kur’an ve Sahih Sünnet
www.hadisler.com | www.sahihhadisler.com | www.sahihhadisler.net